AFRODİSİAS ANTİK KENTİ. KARACASU. AYDIN.

 

Milattan önce 5. Yüzyılda kurulmuş olan Afrodisyas(Afrodisias) tanrıça Afrodit’e adanm bir kenttir. Yaklaşık 2500 yıllık tarihinde özellikle heykelcilik olmak üzere güzel sanatlar alanında çok gelişmiştir. 4. ve 7. yüzyılda çok büyük depremler geçirmiş fakat dönemin mühendislik bilgisiyle deprem ve deprem sebebiyle yaşanacak su baskını ihtimallerini ortadan kaldırmak için yapılan çalışmaların kalıntıları da antik kent ile birlikte ortaya çıkarılmıştır. Afrodisias adı yüzyıllar içinde önce Karia sonra da Geyre olarak değişmiştir. Başına gelen onca şeye rağmen bölgede yaşam devam etmiş olup antik kalıntılar keşfedildikten sonra Geyre Köyü bugünkü konumuna taşınmıştır. 

Afrodisias’ta ilk kazılar 1904 yılında yapılsa da tam olarak ortaya çıkarılması Ara Güler’in bölgede kaybolarak köydeki yapılarda kullanılmış olan antik kalıntıları fotoğraflamış olması sayesinde olmuştur. Bir de Afrodisias deyince, ömrünü buraya vakfeden arkeoloğumuz Kenan Erim ismini de anmadan geçmek mümkün değil tabi. Ömrünü buraya verdiği gibi öldükten sonra da burada gömülmüş ve kendi deyimiyle “sevgilisinin koynunda” Afrodisias Anıtsal Tören Kapısının güneyinde yatmaktadır.

Antik kentteki çalışmalar New York Üniversitesi ve Oxford Üniversitesi himayesinde hâlâ devam etmektedir.

Afrodisias antik kentine gelip gezmek isterseniz Denizli – Muğla yolundan veya Denizli – Aydın yolundan ulaşabiliyorsunuz. Antik kent Aydın İli Karacasu İlçesi Geyre Beldesinde bulunmaktadır.

Ören yerine müzekart ile veya 30TL ödeyerek girebiliyorsunuz. 2020 yılı için normal şartlarda antik kentin olduğu ören yerine kendi aracınızla giriş yapmanız yasak. Ören yerindeki otopark personeller için ayrılmış. Misafirler antik kente dönmeden yolun karşısındaki ücretli otoparka araçlarını park edip traktör römorkundan yapılan servislerle ören yerine gidiyorlar. Pandemi döneminde uygulama değişmiş olabilir tabi.

Gezmeye başlamadan önce buranın gerçekten büyük bir şehir olduğunu unutmayın. Minimum 3-4 saat gezmeden buradan çıkarsanız yazık etmiş olursunuz. Bu sebeple gezmeye başlamadan önce giriş kısmında bütün ihtiyaçlarınızı gidermenizi tavsiye ediyorum. Bu konuya girmişken de ören yeri girişinde gölgelik bir giriş alanı, kafeterya ve wc bulunuyor.

Antik kent içinde müzeleri gezmeyi sakın ihmal etmeyin. Burada bir heykeltıraş okulu olduğunu, mermerlerin nasıl dantel gibi işlendiğini görmek insanı çok şaşırtıyor.

Gezinizin başından göreceğiniz Kenan Erim’in mezarına uğrayıp saygıyla yad etmeyi ihmal etmeyin. 

Sizi bütün ihtişamıyla karşılayacak olan tören kapısını gördüğünüzde gezdiğiniz yerlerin binlerce yıl önceki halini hayal etmemeniz mümkün değil. Tören kapısını geçtikten sonra da kocaman bir antik şehir sizi bekliyor olacak. Aslında gayet güzel planlanmış fakat aynı zamanda da çok büyük bir şehir olduğu için uzun yürüyüşler yapmanız gerekecek.

Beni en çok etkileyen yerler stadyum ve havuzlu cadde kısmıydı. 270 metrelik stadyumu, 7 bin kişilik tiyatroyu doldurmak için ne kadar çok insan olması gerektiğini ve bu şehrin ne kadar büyük bir merkez olduğunu adımladıkça görüyorsunuz. Her yapıyı ayrı ayrı anlatıp yazıyı gereksiz yere uzatmak istemiyorum fakat belki de henüz yüzde 25’i ortaya çıkarılmış bu kentin her bir yapısı, adım attığınız yollar, heykeller daima size eşlik ediyor olacak. Geziniz bittiğinde yaşadığınız hayranlık uzun süre aklınızdan çıkmayacak.






Yorumlar